Othello

By

Published on

in

New York’ta izlediğim ikinci oyun Othello’ydu.

Denzel Washington ve Jake Gyllenhaal’in başrollerini paylaştığı oyun, 8 Haziran’da son kez sahnelenecekti. Bunu kaçıramazdım 🙂

Barrymore Theatre’da izleyeceğim oyun öncesinde, emailime online bilet yollandı. Ben şok! Biletin üzerinde şöyle yazıyordu: “Lütfen biletinizi basın. Varışınızı takiben, telefonlar kilitlenecektir.” Ve gerçekten, o telefonlar kilitlendi dostlar.

Uzun, çok uzun bir kuyruğun bitiminde, tam salon girişinde görevliler telefonları tek tek kumaştan kaplara- kendi deyimleriyle pocketlara- koydular ve bize teslim ettiler. (Hayır, pocketların ağzı kesinlikle açılmıyordu. Hani mağazalarda kıyafetlerin üzerinde alarm olur ya, aynen öyleydi kilit kısımları.)

Tüm seyirciler yerleşti ve oyun başladı.

Othello’nun bu versiyonunda, dekor hariç birçok sey, Amerikan esintisi taşıyordu. Hem sozlü dil, hem beden dili güncel detaylar barındırıyordu.

Molly Osborne’un canlandığı Desdemona karakterinde günlük dilin ağırlığı pek hissedilmese de, Othello (DW) ve baş manipülator Iago’da (JG) durum farklıydı.

“Zaten New York’tasın, ne bekliyordun ki?” demeyin. Venedik’ten Kıbrıs’a uzanan bir hikayede, Amerikan üniformalı askerler görmeyi ya da Iago ile Emilia’nın dijital saat takmalarını pek beklemiyordum.

DW sebebiyle beklentim arşa çıkmıştı. Oysa gecenin en beğendiğim yanı JG’den geldi: Iago’nun içten pazarlıklı halleri. Karakterin geçişleri çok başarılıydı.

Saniyeler içerisinde değişen ruh haliyle attığı kahkaha, kattığı tehlike, yarattığı gerginlik… Hareketleri histerik ama izlemesi çok keyifliydi.

Broadway’den sevgilerle,

Pukuri

Yorum bırakın