Aşk Biter mi?

By

Published on

in

Edebiyat severler içịn okuması keyifli bir yazı ile karşınızdayım: “Aşk Biter mi?”.

Son derece yüksek beklentiyle gittiğimiz oyunun kadrosunda, Evrim Alasya ve Kerem Alışık vardı. Afişten de anlaşılacağı üzere, romantik bir gece bizi bekliyordu.

Sahnede, bizleri kocaman bir ağac karşılıyordu. Ağaç, salıncak, yere düşmüş elmalar… Dekor muhteşem görünüyordu.

“Ben zaten beklerken beklemeyi sevdim.”

İki eski sevgilinin yıllar sonra karşılaşmasıyla başlayan oyun, aşkın acı tatlı her halini geçmişte yaşamış karakterler üzerinden anlatıyordu. Attila İlhan, Tomris Uyar, Ülkü Tamer, Ahmet Arif… Tüm karakterler aşkın getirdikleriyle sınanıyordu.

“Sen ne kadar güzel unutuyorsun ya. O kadar güzel unutuyorsun ki, insan hatırlatmaya kıyamıyor.”

Dizilerin biz izleyicilerde yarattığı olumsuz algıya bu noktada değinmeliyim. Zira, Evrim Alasya’yı izlerken, aynı karakterlerin üçüncüye evlendikleri o dizide oynadığı “Kıvılcım Hanım”ın etkisinden çıkamadım.

Aynı sertlik, mesela Tomris’in Cemal’e (Süreya olan Cemal) bağırdığı sahnede, başka yerlere götürdü beni. Aşkın naifliğinden, tutkusundan uzak ilişki görselleri doldurdu zihnimi.

“Çünkü ben bu korkunç dünyaya, bir aşk daha getirmek istemiyorum.”

En mutlu olduğum konu, bizi gündelik yaşantımızdan çekip çıkaran şiirlerdi. Kerem Alışık’ın ağzından dökülen dizeler… Sesi buğulu, okudu, okudu.

Yüksekkaldırım’da bir akşam
Maria Missakian’ı düşündüm
Eğer kendimi bıraksam
Yağmur olabilirdim yağardım

“İyi ki şiir var!” dediğimiz gecenin sonunda, kağıttan yapraklar yağdı üstümüze. Mayışmış halde ayrıldık salondan.

“Yarla bir olmayınca, yerle bir oluyoruz burada. Akla gelmeyen başa gelince, hayat oluyor.”

Aşkla,

Pukuri

Yorum bırakın