Günlerden perşembe. Hazır akşama Avrupa maçları var, gelin bugun konumuz futbol olsun. Daha doğrusu futbol tutkumuz.
Her Kadıköylü gibi ben de futboldan nasibimi belli haftalarda yol, su ve trafik olarak alıyorum. Böyle zamanlarda-malum stadın önü tek şerit- düşünecek bolca vakit oluyor. İnsan tuttuğu takıma ne kadar bağlanabilir? Bu bağlar ilişkilerimizi nasıl etkiler?
İşte tüm bu sorularıma cevap olabilecek bir oyun izledim, “Fanatik”!
Hasta Fenerbahçeli bir baba, kendi Galatasaraylı babasının vefatıyla, oğlunun da Galatasaraylı olduğunu öğrenir. Acaba dede cennete mi gitmiştir, cehenneme mi? Ya da Kopenhag’dan kalan eşyalara ne olacaktır?

Oyun, baba-oğul ilişkilerinin kurulmasının ya da kurulamamasının nedenlerini, ortak bir tutku üstünden anlatıyor. Oyunda başrolü oynayan Salih Bademci’nin performansı muhteşem. “Benim tek istediğim şey, oğlumla maça gitmekti” diye isyan ediyor en bunaldığı anda.
Fanatik, hayatımızda yerleşik hale gelen tüm unsurlara değinirken; değişen çocuk yetiştirme alışkanlıklarına da dokunduruyor.
Anneyi vegan olması ve gereğinden fazla özgürlükçü tavırlarıyla; babaanneyi ise gelenekçi durması ve eski alışkanlıklara bağlılığıyla izliyoruz.
Fanatik, ikili ilişkilerden özel okullara, günlük nabzımızı keyifle tutan bir oyun. Yeni nesil anne-babalara ve futbolseverlere çok tavsiye.
Pukuri
Yorum bırakın