Müfettişler

By

Published on

in

28. İstanbul Tiyatro Festivali açılış oyunu için, geçtiğimiz salı Maximum Uniq’teydik.

Türk edebiyatındaki favori topluluğum, Birinci Yeniciler’dir. Oktay Rıfat, Melih Cevdet ve Orhan Veli’den oluşan bu grubun öncülük ettiği şiir akımını hep ayrı severim. Belki de bu yüzden, zamanla tüm eserlerine ilgi duyar oldum. Deneme, öykü, roman…

Bu defaki eserimiz, bir tiyatro oyunuydu. Melih Cevdet Anday tarafından yazılmış “Ölümsüzler – Toplu Oyunlar I” kitabında yer alan “Müfettişler”.

Yaz aylarında eserin Tiyatro.İN tarafindan sahneleneceğini öğrenince, çok heyecanlanmıştım. Ağırlıklı olarak televizyon ve sinemadan aşina olduğumuz, başarılı bir oyuncu kadrosu vardı. Ne zamanki paylaşımlar gelmeye başladı, dedim tamam. Güzel bir oyun olacak. Nitekim, haklı çıktım.

70’ler Türkiye’sinde geçen absürd türündeki oyun, dönemin baskıcılığını, bir evin insanları- adam ve kadın- üzerinden anlatıyor. Yerdeki gazete yığınlarına dikkat!

Başlangıçta, adamın bozulmuş ruh halini ve kadının her şeye rağmen iyimser olma çabasını izliyoruz. Sonrasında, oyuna müfettişler dahil oluyor. Tellal ve müşteri görünümlü bu ikili, adamı daha histerik, kadını ise daha kontrolcü olmaya zorluyor. Sonunda müfettişler uzaklaşırken, adam ve kadın kendi dünyalarında umut etmeye devam ediyorlar.

Oyunla ilgili ilk söyleyeceğim şey, orijinal metne son derece sadık kalarak hazırlanmış olduğu. Öncesinde gerekli okumayı yaptığımdan, yaratılan bu dünyanın içine girmekte hiç zorlanmadım. Hatta cümleler kafamda uçuştu.

Aslıhan Gürbüz, içinde bulundukları durumu normalleştirmeye çalışan kadın rolünde çok başarılıydı. Genellikle sakinliğini koruyor, bazı anlardaysa gerçek düşüncelerini yüksek sesle dile getiriyordu.

Adam rolulündeki Erkan Kolçak Köstendil, huzursuzluğu tüm boyutlarıyla görmemizi sağlıyordu. Yeri geliyor yerlerde yuvarlanıyor, bir yerlere saklanıyor; yeri geldiğinde çektiği nefes darlığına uygun şekilde kesik kesik konuşuyordu. Çizgili rob-de-chambre in altına saklanma detayı kitapta hissetmediğim, ama sahnede izlemekten keyif aldığım bir unsurdu.

Müfettişler, Kadir Çermik ve Burak Altay, eş giydikleri takımlar içinde, senkronize hareket ediyorlardı. Birbirlerinin cümlelerini tamamlamaları yetmiyor, adam üstünde kurdukları baskıyı çekinmeden arttırıyorlardı.

Tek olumsuz yorumum, ses düzeneğiyle ilgili olabilir.

Müzikler her ne kadar Kenan Doğulu imzası taşıor ve gerginliği sonuna kadar hisettiriyorsa da, mikrofon kullanımı daha iyi olabilirdi. Oyun boyunca kadını ne kadar net duyduksak, tellalı o kadar boğuk dinledik.

Diğer bir konu, bu oyunu kesinlikle daha farklı bir sahnede yine izlemek istediğim. İçinde daha sıkışmış hissedeceğim bir sahnede.

Yazıyı bitirmeden, Tiyatro.İN ekibine de ayrı bir teşekkürüm var.

Oyun öncesi kendileriyle iletişime geçtiğimde beni kırmayıp, kitabı hatra kalmasi için, imzalattılar. Kendilerine tekrar teşekkür ederim.

İyi seyirler,

Pukuri.

Yorum bırakın